ÜLKEDE SON DURUM
Ülkenin
doğusunda; iç savaşı andıran çatışmalar, toplu öldürmeler
ve katliam görüntüleri, batısında ise tek merkezden yönetildiği
anlaşılan ırkçı-faşist linç gruplarının sokağı teslim alma
eylemleri. Bir de bunlara iktidar güdümlü sözüm ona STK ların
BAYRAĞINI AL DA GEL mitingi. Ülkenin kuş bakışı görüntüsü.
Böyle bir
resmi sol ve emekten yana olanların kendi öznel durumları ve
politik bakışlarına göre farklı yorumlamaları doğaldır.
Kimisi seçimin tek çözüm olduğunu, kimisi seçimlerin
kendilerini ilgilendirmediğini, konuyu devrime havale ettiğini,
kimisi ise kendi öz gücüne güvenmeyip, bir güçlüye yaslanmayı
tercih ediyor olabilir vs. Her grup, parti veya siyası oluşumun
kendi tabanını ikna edecek gerekçeleri de hazırdır. Kısacası
her kesimin kendine özel masalları. Çocukluk döneminde anlatılan
masalların insan ruhunda hoş bir tat bıraktığı doğrudur. Fakat
sokağa çıktığımızda yaşamın gerçekliğinin masala
uymadığını çocuk aklımızla hemen fark ederiz. Günümüz
Türkiye'sinin de anlatılan masallara uymadığı ortada. Süreç
okunamıyor olabilir, okunup, ne yapılabileceği kararsızlığı
yaşanabilir veya risk almaktan çekiniyor olabilir.
Zamanın
sıkıyönetim mahkemelerinde ÖRGÜTLENEMEDİK-YAPAMADIK demek
sözcük olarak kolay, fakat bu kamburu ömür boyu sırtında
taşıyan hareketin binlerce militanı için hiç kolay değil.
Tarih bize kendi istediğimiz koşullarda mücadele olanakları
sunmaz. Biz var olan koşullara göre mücadeleyi yürütürüz.
Niyetim buradan geçmiş değerlendirmelerine girmek değildir.
Önemli olan tarihsel deneylerden ders çıkarmaktır. 1980 öncesi
iç savaşa gidiş ve darbe olasılığını tespiti yapmamıza
karşın, darbeyi karşılayacak örgütlenme araç ve yöntemlerini
geliştiremediğimiz için bilinen sonucu yaşadık.
Günümüze
gelirsek; AKP' nin devletleştiği tespitini yapıp, beraberinde bu
partinin DİNCİ-MEZHEPÇİ bir faşist parti olduğunu söylersek,
bu durum soldan,emekten,barış ve demokrasi güçlerinden yana
olanlara bazı görevler yüklemez mi? Ayrıca 7-8 eylül saray
güdümlü göz dağı verme ve sokağı teslim alma eylemleri
karşısında tavırsız mı kalmalıydık? Önümüzdeki dönemde
tekrar olasılığı çok yüksek olan dinci,ırkçı linç gruplarının karşısında ne yapacağız? Bu eylemler karşısında
Ülkenin batı yakasında çok özel birkaç bölgenin dışında
karşı çıkan olmamıştır. Böyle bir sonucu kabullenip seyirci
mi kalacağız? Seyirci kalmayacak isek karşı çıkış araçlarını
nasıl oluşturacağız. Bunu söylerken bugün var olan örgütlenme
yapılarının sürece yanıt veremeyeceği ön kabulünden hareket
ediyorum. Hiç bir şey yapılmadı demiyorum.Yapılanların
yaşananlar karşısında bir şey ifade etmediğini belirtmek
istiyorum. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de tarih bizi sınıf,
emek, demokrasi ve barış mücadelesi açısından
yapabildiklerimizle yargılayacaktır.
Bu kadar
söze ne gerek var diye düşünebilirsiniz. Belki okuyup
değerlendirenler olur diye...
18-09-2015 YAHYA
TAŞDEMİR.