14 Nisan 2026 Salı

NEOLİBERALİZM -SAVAŞ VE KAOS

 

               NEO- LİBERALİZM - SAVAŞ VE KAOS


           LİBARALİZMDEN  NEO- LİBERALİZME

İnsanlar, yaşamlarının toplumsal üretiminde, zorunlu ve iradelerinden bağımsız belirli ilişkilere, maddi üretici güçlerinin belirli bir gelişme aşamasına karşılık gelen üretim ilişkilerine girerler. Bu üretim ilişkilerinin toplamı, toplumun ekonomik yapısını, üzerinde yasal ve siyasal üst yapının yükseldiği ve toplumsal bilinç biçimlerinin karşılık geldiği  gerçek temeli oluşturur. (Ekonomi politiğin eleştirisine katkı. K. Marx ).

"Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" tanımı liberalizmin sloganıdır. Klasik  liberalizmde; ticari ilişkiler sayesinde kaynaklar uluslar arasında eşit dağıtılır. Piyasanın dengesini bozan devlet müdahalesidir. Böylece devlet tanımları; hayata müdahale edilmemesi ve sermaye ilişkilerinin güvenliğini sağlamakla sınırlıdır. Buradaki insan özgürlüğünün sınırları, piyasanın güvenliği ile sınırlanmıştır. Liberalizm; klasik-modern-liberteryenizm ve neoliberalizm gibi isimler ile sınıflandırılır. Genel bakış devlet -birey ilişkisinde bireyin merkeze koyulmasıdır. 14.YY. dan itibaren bu düşünce kapitalizmin yol göstericisi olmuştur. Doğaldır ki tüm bunların temelinde ÖZEL MÜLKİYETİN dokunulmazlığı yatar. Bu temelde kültürel üst yapıyı ve inanç dünyasını da değişime uğratmışlardır. Rönesans ve reform hareketleri böyle bir zorlamanın sonuçlarıdır. 1789-1830-1848 olayları liberalizmi hızlı bir şekilde tutuculuğa yönlendirmiş, inanç temelli yapılar tekrar dayanak noktaları olmuştur. Böylece iktidarın devlete ait olduğu gerçeğini tutucu düşünce akımları ile meşrulaştırmışlardır. John Locke - Adam Simit - Montesguieu , liberal olmalarına karşın kişi hakları, refah devleti ve demokrasi konusunda savları farklıdır.

Neoliberelaizme gelince ; Şili' de Salvador Allende'nin devrilmesi, cunta yönetimi ile Milton Friedman ve Chicago okulu çocukları ülkeyi laboratuvar olarak kullanmışlardır. Aynı uygulama 24 ocak kararları ve 12 eylül cunta yönetimi eliyle ülkemizde de yapılmıştır. Çevre ülkelerde ve demokratik gelişimi geri ülkelerde cuntalar kullanılırken, ABD ve İngiltere gibi gelişmiş kapitalist ülkelerde REGAN-THATCHER gibi tutucu ve baskıcı yönetimler tarafından uygulamaya konulmuştur. Özellikle işçi sınıfı ve diğer ezilenlerin hak talepleri baskı altına alınmış, grev ve direniş eylemleri güç kullanarak etkisiz hale getirilmeye çalışılmıştır. Projenin hayata geçirilmesi beraberinde toplumsal ve düşünsel hayatı şekillendirirken, siyaseti ve devleti de kendi gereksinmelerine göre değiştirmişlerdir. Güncel anlatım ile "Dünya küçülmüş ve bir köye dönmüş, ticaret ve sermaye uluslararasılaşmış, düşünce ve özgürlükler hızla yayılmış, demokrasi gelişmiş"vs. Kısacası darbe ve baskı gücüyle uygulamaya sokulan ekonomik ve düşünsel projenin pazarlanması böyle yapılmıştır. Böyle bir süreç servetin dünya nüfusunun yüzde birin elinde toplanmasını getirmiştir. Ellen Wood'un tanımı ile; Küreselleşmenin gerçekte bütünleşmiş bir ekonomi olmadığını, tam aksine ticaretin imkanlarının emperyalist sermayenin çıkarlarına göre düzenlenmesi olmuştur. Böyle bir düzenleme ulusal devlet sınırlarını aşıyor ve devleti güvenliği sağlama sınırlarına itiyor. Güvenlik ile sınırlanmış bir devlet işleyişi kaçınılmaz olarak meşruiyet  tartışması ile karşılaşıyor. Bunu örtmenin yolu da iç ve dış düşman yaratma ve beraberinde savaş oluyor.

2008-2009 KRİZİ VE SERMAYENİN AKIŞI;

Bazı marksistlere göre kriz kapitalizmin yok oluşu olarak tanımlansa da, burada kapitalist sistemin uyum sağlayan yönünü görmek gerekiyor. Sermaye akışının çevreden merkeze doğru olacağı üzerinden kurgulanan "NEOLİBERALİZM" , planlamacıların tam istedikleri gibi olmamış, başta ÇİN olmak üzere uzak doğu ülkelerine kaymıştır. Ucuz emek-yer altı kaynakları ve yetişmiş eleman sayesinde yön değiştirmiş. Dolaşım özgürlüğü sanayi kuruluşlarının taşınmasını beraberinde getirmiş. Böyle bir gelişme ABD nin iç üretimini vurduğu gibi, işsiz kalan yığınlardan dolayı tüketimini de vurmuştur. Kısacası bu kez kara delik kendilerinde oluştu. Kâr oranlarının sürekli düşüşü, askeri harcamaların artışı kara deliğin büyümesini beraberinde getirdi. Toplamda 35-40 trilyon dolar borç, doların etkinliğini sınırlayacak gelişmelere olanak tanımamaktadır. Sorun böyle olunca çözüm de askeri operasyonlar olmak zorunda. Lider tanımlaması yönetim yapısı koşulların yarattığı bir sonuçtur. Venezuela ve İran müdahalesi ekonomik gereksinmelerin sonucudur. Gelinen aşamada yasalar-uluslararası kurallar ve işleyişler kalkmış, kuralsızlığın kuralı geçerli olmuştur.

Finans sermayesinin çok güçlendiği ABD ve İngiltere'de; merkez bankası ve medya etki altına alınarak, mali krizin faturası tüm topluma çıkarıldı. Sermayenin üretken alanlardan çekilmesi, salt finans kazançlarını dikkate almasının sonuçları yaşanmakta. Başka bir anlatım ile emperyalist-kapitalist sistemin çıkışsızlığı. "Kapitalizmin duvara dayanması" tanımlaması böyle bir sürecin geldiği yerdir. Emperyalist-kapitalist sistemin tıkanmışlığı her türlü çılgınlığı içerisinde barındırmaktadır. İç düşman-bölgesel savaş ve beraberinde oluşabilecek üçüncü dünya savaşı, son olarak insanlığın sonunu getirebilecek nükleer savaş. Tüm bu gelişmelere karşın insanlık hiç bir şey yapmayarak kendi sonunu mu bekleyecektir? Başta işçi sınıfı olmak üzere tüm ezilenler ve toplumsal hareketler kapitalizmin çıkışsızlığına karşı farklı çözüm yolları sunmayacak mıdır? Yeniden sosyalizm fikri çözüm çıkışı olamaz mı? Günümüzde ezilenlerin örgütlülük seviyesinin düşük olması buna engel mi? Post akımların hızla itibar kaybettiği günümüzde yeni baştan marksizm ve sosyalizm düşüncesi ezilenler için çıkış olamaz mı?

Yaşanan krizin boyutları ve derinliği gelecek kurgusunu ve örgütlülüğünü zorunlu kılmaktadır. Neoliberalizmin dünyada denge kuracağı anlatısı çökmüş, piyasalar kuralsızlaşmış ve beraberinde tüm kurumların kuralsızlaşmasını getirmiştir. Günümüz ABD Başkanının her sabah bir yerleri işgal istemleri böyle bir ekonomik işleyişinin sonucudur. Sonuç olarak yeni savaşlar, acıklı sonuçlar yaşanması kaçınılmazdır. Bunun getireceği sonuç, daha fazla savaş ve kaostur. Günümüzde bu gidişin önüne geçebilecek tek güç işçi sınıfı ve sınıf mücadelesidir. Kötü gidişi durdurma cesareti ve örgütlülüğü gösteremeyenler, her türlü savaşın sonuçlarını yaşamaya hazır olmalıdır. 

                               YAHYA TAŞDEMİR  14-04-2026