29 Aralık 2015 Salı

İÇ SAVAŞ

                                                          İÇ SAVAŞ

Ülkemizin doğu bölgesinde gerçek anlamıyla bir iç savaş yaşanmaktadır. Batı yakası ise şimdilik seyirci durumda. Ateş buraya düşmez diye düşünülüyor olabilir. Savaşın lokal kalabileceği fikri birçok kesimde ağırlıklı düşünce. Saray ve AKP Hükümeti de ayni kanıda gibi gözüküyor. Belli bölgelerde hakimiyet kurma ile sorunu aşabileceklerini düşünüyorlar.

Türkiye'nin demografik yapısına bakıldığında işin o kadar kolay olmayacağı görülüyor. Zaman ve konum ne ŞIH SAİT isyanını ne DERSİM isyanlarını andırıyor. Her şeyden önce bölge coğrafyasına yayılmış bir örgütlenme mevcut. Ayrıca Kürt nüfusunun belli bir kesiminin batı bölgelerine göçtüğünü hesaplarsak, savaşın batı bölgelerine kayması çok kolay. Batıda oluşacak ırkçı temelli saldırılar da ateşe benzin olur. Tüm bunlara kürt ulusal meselesinin bölgesel ve Uluslar arası alana kaydığını da görürsek, olayın çözümünün çok kolay olmayacağı açıktır. Saray ve AKP için bütün çözümler kolaydır. Cuma namazı için EMEVİ Camisi hala bekliyor. Kürt ulusal meselesinin ekseninin Suriye'ye kaydığı gerçeğini görelim. Ayrıca özellikle Suriye savaşında edindikleri deneyleri ve Dünya kamuoyunda gördükleri kabulü unutmamak gerekiyor. Ulusal hareketlerin genel olarak pragmatik davrandığını da gözden kaçırmayalım. Suriye özelinde olsa da genel olarak emperyalist güçlerin etkinlik savaşı ve yerel partner arayışı da sürmekte. Böyle bir coğrafyada çok fazla denklemin iç içe geçtiği gerçeğini görmek önemlidir. Tüm bunları olaya EMEVİ cami mantığı ile yaklaşanlar için yazdım.

Kürtler ne talep ediyor ve sorunlu olan nedir? Öncelikle ÖZERKLİK ve ÖZ YÖNETİM talepleri radikal demokrasi kavramı içinde olup, kapitalizm için sorun içermez. Tam aksine güçlü ulusal devlet çemberinin kırılmasında yardımcı olur. Sorunlu olan ise ulus devlet bütünlüğünü bozulmuş olmasıdır. SARAY ve AKP nin sağ ve sol ulusalcıları ardına dizdiğine göre TÜRK-İSLAM felsefesinin korunması esastır. Böyle bir durum yönetime olanaklar sunduğu gibi handikaplar da içerir. Emperyalizmin dayatacağı çözüm önerileri ve manevraları karşısında ayaklarında palanga olacağı gerçeğidir. Ne de olsa emperyalizme bağlı bir NATO ülkesiyiz. 

Biraz da sol kesimden nasıl bakılması, nasıl tavır alınması gerektiği konusunu tartışalım. Bu konudaki MARKSİST düşünürlerden alıntılarla konuyu boğmak istemiyorum. Lenin'in her ulusal kurtuluş savaşı kendi özelinde değerlendirilmelidir sözünü önemsiyorum. Orta doğu coğrafyasında İŞİT gericiliğine karşı yürüttükleri savaş, Ülke genelinde ise dinci ve ırkçı  bir yönetime karşı verilen mücadele. Böyle bir görünüş yine LENİN'in ulusal kurtuluş savaşının ilerici olup olmadığı tespitine olumlu yanıt veriyor. Tüm bunların Kürt ulusunun,kimlik taleplerinin en doğal insan hakkı olduğunu da düşünürsek destek vermek zorunlu oluyor. Burada problemli olan SINIFSIZ ve SÖMÜRÜSÜZ bir düzen özlemi olanların ulusal taleplerin peşine takılması ve ulusal hareketle ayni çerçevede hareket etmeleridir. MARKSİSTler ulusal kurtuluş hareketlerine destek verirler, fakat sosyalizm hedefinden sapmadan yollarına devam ederler. Bu nedenle kimlik siyaseti ile sınıf siyasetini birbirine karıştırmazlar.

Batı bölgesini de içine alacak bir çatışma ortamını nasıl karşılayacağız. Demokratik kitle örgütleri ve partilerin bildik anlamda tepkileri olayı karşılayacak mı? Var olan kamplaşmalarda bir yere yaslanarak durumu kurtarabilecek miyiz? Olayların ve gelişmelerin seyircisi mi olacağız. Yanıtlanması gereken çok soru var. Fakat bir yerden başlayıp yanıt üretmek zorundayız. Her şeyden önce anlatılan film senaryosu değil yaşama olasılığı yüksek gerçeğimizdir. Gelişmelere düşünsel ve örgütsel olarak ne kadar hazırlıklı isek, yanıtımız o kadar gerçekçi olur.............................

                           25-12-2015 YAHYA TAŞDEMİR