HAZİRAN
Geniş
kesimlerin birlikteliği ve cephesel örgütlenmeler sol kesime
genelde çekici gelmiştir. İşin özüne ve sürecine kafa
yormadan, gerekli hazırlıkları yapmadan bu tarz örgütlenmelere
gözü kara girilmiştir. Sonuçta oluşturulurken yaratılan etki ve
beklenti, dağılırken yarattığı olumsuz etkiyi karşılayıp
karşılamadığı ayrı bir tartışma konusudur. Burada belirleyici
olan sürecin yanlış kavrandığı ve sonucun da olumsuz olduğudur.
GBK süreci
ve ÖDP'nin kuruluş aşamasında parti çatısı altında, daha
sonra vişnelik tesislerindeki görüşmeler sonrası haziran
hareketi adıyla cephesel örgütlenmelere gidildi. Birlikte güzel
işler de başarıldı. Fakat her iki süreç sıkıntılı geçti
ve sağlıklı yol alamadı. Bu konuyu tartışırken iki yönlü
tartışmak gerekir. Klasik tanım ile objektif ve subjektif
koşullar. Ülkenin koşulları cephesel örgütlenmeleri zorunlu
kılabilir. Subjektif koşullar olarak nitelendirdiğimiz örgütlenme,
sürecin gereksinmelerini karşılayacak nitelikte değil ise
sorunlar kaçınılmazdır. Tikel olaylara bakıp sonuca gidemeyiz.
Baskıcı yönetimlere karşı direniş mücadelesi veya kriz
dönemlerinin alternatif iktidar organlarının oluşumu olarak
cephesel örgütlenmelerin kaçınılmazlığı tartışılamaz.
Burada belirleyici olan nasıl olması gerektiğidir.
Günümüze
kadar dünya deneyleri (gerek FKBC- gerek sovyetik örgütlenme) bize
öncelikli olarak oluşumun bileşenlerinin sınıfsal karşılığı
olduğunu gösteriyor. Bileşenlerin örgütlü oldukları
alanlarının düşünce ve eğilimlerini taşıdığı gerçeği.
Sorunlar ve sorunların muhataplarının çözüm arayışları ve
hesap verecekleri sınıf ve kesimler. Kısacası beklenti ve
kurguların ötesinde gerçekçi temeller üzerinde yükselmesi.
Ülkemize dönersek var olan politik parti-grup ve kümelenmelerin
sınıfsal kesimler içinde belirgin bir karşılığı yoktur. Kendi
çevreleri ile sınırlı bir politik faaliyet içindeler. “Bu
tanımlamaya bazı haklı itirazları olsa da tanımı değiştirecek
düzeyde değildir.” Gelinen noktayı tarihsel süreçten bağımsız,
yalnız solun başarısızlığına bağlamak yanlıştır. Böyle
olması somut durumu değiştirmeyeceği için biz kendi
gerçekliğimiz üzerinden hareket etmek zorundayız. Öncelikli
olarak var olan yapıların az veya çok toplumsal karşılıklarının
oluşması gerekiyor. Ortalama mücadeleden planlı ve programlı,
hedef kitlesi belli bir mücadeleye evrilmek. Vicdan rahatlatma
eylemleri ile yetinmeyi bırakıp, toplumsal kesimleri harekete geçirebilecek
eylemlere yönelmek gerekiyor. Başka bir tanımla toplumsal sorunların
taşıyıcısı olmak.
Klasik
anlamda burjuva demokrasisinin bile yaşanmadığı ülkemizde,
sınırlı da olsa var olan demokratik hakların ortadan
kaldırıldığı, iktidarın tek merkezde toplandığı ve giderek
daha da baskıcı hale geldiği günümüzde cephesel örgütlenmeler
kaçınılmazdır. Böyle bir oluşumu farklı düzlemlerde aramak
yerine, haziran meclisleri üzerinden yürümek daha gerçekçidir.
Geçmişin deneylerini de değerlendirerek meclisleri daha gerçekçi
ve işlevi olan bir zemine oturtmak. Kendi işleyişlerinde
demokratik bir hukuk oluşturmak. Karar alma ve uygulama pratiklerini
meclisler üzerinden oluşturmak. Ayrıca bölge ve ülke genelindeki
üst oluşumların doğrudan demokrasinin işleyişi olarak aşağıdan
yukarı belirlemek ve gerektiğinde geri çağırmak.
Saray yönetimi tüm yetkilerin sarayda toplandığı-kuvvetler
ayrılığının ortadan kalktığı-TBMM'nin işlevinin kalmadığı
günümüzde alternatif örgütlenme zorunludur. Böyle bir
örgütlenmenin de sistemi meşrulaştıranlar hariç tüm kesimleri
kapsaması kaçınılmazdır. Burada belirleyici olan sistem
muhaliflerinin yığınak yapabileceği bir örgütsel yapı ve
işleyiş. Başka bir tanımlama ile meclisleri oluşturan birey ve
kesimlerin işleyişin gerçek sahipleri olması. Böyle bir işleyiş
demokrasi kültürünü ve farklılıklara katlanmayı ve
farklılıklarla birlikte ortak hareket etmeyi getirir. Bu
başarabildiği oranda karşılığı olur ve sistem muhaliflerinin
karşı örgütlenme ve karşı iktidar organları oluşur.
YAHYA TAŞDEMİR. 06-12-2018
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder