MİLLİ HAKİMİYET -1-
Çocukluğumdan
beri çok keskin söylemlerden ürkerim. Sürekli olarak bu
söylemlerin arkasında bir şeylerin gizlendiğini düşünürüm.
Yanılgılarım olsa da çoğunlukla haklı çıktım.
15 Temmuz
darbe girişiminin ardından devlet güdümlü ve denetimli şehir
meydanlarında oynanan oyun sahneleri ve ardından gelen büyük
Yenikapı gösterisi. Atılan hamaset nutukları-vatan millet
söylemleri bir de buna Atatürk'ün (SÖZ KONUSU OLAN VATANSA GERİSİ
TEFERRUATTIR) sözü eklenince işlem tamamlanmış oldu. Durum böyle
olunca bastırılmış bir darbe girişimi ardından olağanüstü
hal ilanının nedenini sorgulamadan geçemiyorsun. Bizim bildiğimiz
olağanüstü hal ilanları denetlenemeyen toplumsal olaylara karşı
uygulanır. Başka bazı hesaplar olmalı ki böyle bir sonuca
gidiyorlar. Niyetleri görmek için çok beklemek gerekmedi. VARLIK
FONU- elde kalmış olan tüm KAMU KURULUŞLARININ
özelleştirilmesi-islamcı taban yaratmak için Anadolu esnafından
yaratılan (ANADOLU ASLANLARI)' nın büyük sermayeye sunumu.
Kısacası bütün büyük operasyonlarda olduğu gibi ciddi anlamda
sermayenin el değiştirmesi söz konusu. Sonuç böyle olunca daha
önceleri araları biraz açıkmış gibi duran TÜSİAD' çılar
Sarayı ve Hükümet'i ayakta alkışlıyorlar. Yaşanan ulusalcı
dostlarımızın dediği gibi emperyalizme karşı savaş değil,
sermaye savaşlarıdır. Bu da bize olaylara sınıfsal bakmak
gerektiğini gösteriyor. Sınıf şirazesini kaçırdığımızda
savrulacak yeri kestirmek zordur.
15 Temmuz
başlıklı yazımda iktidar güç ve organlarında tüm taşların
oynadığını ve yeni süreçte yeniden dizileceğini belirtmiştim.
Bu diziliş doğal olarak güç merkezlerinin gücü ve etkinliği
ile orantılı olacaktır. İlk sırayı her zaman olduğu gibi
tekelci sermaye kaptı. Kapitalizmin işleyişinde sermayenin
belirleyiciliğini tartışacak değilim. Buna karşılık emek ve
ezilenler tarafının bu kadar geri olması kabul edilebilir bir
durum değildir. Bunu yaparken SENDİKALARIN-MESLEK ÖRGÜTLERİNİN-SOL
PARTİ ve ÖRGÜTLERİNİN durumunu detaylı tartışmak bu yazının
çapını aşar. Genel tanımla solun ve kendini solda ifade
edenlerin durumuna bakmak gerekiyor. Solun ağırlıklı bir
kesimini,genelde orta sınıf olarak tanımlanabilecek yaşam
tarzlarından vazgeçmeyen, sol söylemi Entelektüel tatmin aracı
olarak kullananlar oluşturmaktadır. Sonuç böyle olunca kitle
örgütlenmelerinin durumunu yorumlamak kolaylaşmaktadır. İsimleri
büyük fakat kapsadıkları alan ve yaptırım güçleri çok zayıf.
Bunun doğal sonucu da çok fazla ciddiye alınmama.
Doğal
olarak çözüm nedir sorusuna geliyoruz. Bunu görmek için kahin
olmaya gerek yok. Tarihsel süreçlere bakmak yeterli; Dinamizminden
dolayı GENÇLİK-sınıfsal konumundan dolayı İŞÇİ SINIFI. Buna
işsizleri ve diğer ezilenleri de ekleyebiliriz. Genel yönelimi ve
çalışma alanlarını bu kesimlere kaydırmadığımız sürece
fiziki güç olma şansımız yoktur. Birbirleriyle didişen aydın
kulübü pozisyonumuzu korumaya devam ederiz. Ayrıca çok doğru ve
gerekli projeler üretsek bile (HAZİRAN HAREKETİ) başarılı olma
şansı çok zayıftır. Çünkü belirli kesimlere dayanmayan bir
hareketin belli bir aydın kesim sayesinde ayakta kalacağını
düşünmek ham hayaldir.
Sonuç olarak
görüntü yaratmak değil de samimi anlamda bir şeyler yapılmak
isteniyorsa Amerika' yı yeniden keşfe gerek yok, yol belli. Geriye
niyet ve emek kalıyor.
21 AĞUSTOS 2016 YAHYA TAŞDEMİR.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder