21 Ağustos 2016 Pazar

MİLLİ HAKİMİYET -1-

                                                    MİLLİ HAKİMİYET -1-

Çocukluğumdan beri çok keskin söylemlerden ürkerim. Sürekli olarak bu söylemlerin arkasında bir şeylerin gizlendiğini düşünürüm. Yanılgılarım olsa da çoğunlukla haklı çıktım.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından devlet güdümlü ve denetimli şehir meydanlarında oynanan oyun sahneleri ve ardından gelen büyük Yenikapı gösterisi. Atılan hamaset nutukları-vatan millet söylemleri bir de buna Atatürk'ün (SÖZ KONUSU OLAN VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR) sözü eklenince işlem tamamlanmış oldu. Durum böyle olunca bastırılmış bir darbe girişimi ardından olağanüstü hal ilanının nedenini sorgulamadan geçemiyorsun. Bizim bildiğimiz olağanüstü hal ilanları denetlenemeyen toplumsal olaylara karşı uygulanır. Başka bazı hesaplar olmalı ki böyle bir sonuca gidiyorlar. Niyetleri görmek için çok beklemek gerekmedi. VARLIK FONU- elde kalmış olan tüm KAMU KURULUŞLARININ özelleştirilmesi-islamcı taban yaratmak için Anadolu esnafından yaratılan (ANADOLU ASLANLARI)' nın büyük sermayeye sunumu. Kısacası bütün büyük operasyonlarda olduğu gibi ciddi anlamda sermayenin el değiştirmesi söz konusu. Sonuç böyle olunca daha önceleri araları biraz açıkmış gibi duran TÜSİAD' çılar Sarayı ve Hükümet'i ayakta alkışlıyorlar. Yaşanan ulusalcı dostlarımızın dediği gibi emperyalizme karşı savaş değil, sermaye savaşlarıdır. Bu da bize olaylara sınıfsal bakmak gerektiğini gösteriyor. Sınıf şirazesini kaçırdığımızda savrulacak yeri kestirmek zordur.

15 Temmuz başlıklı yazımda iktidar güç ve organlarında tüm taşların oynadığını ve yeni süreçte yeniden dizileceğini belirtmiştim. Bu diziliş doğal olarak güç merkezlerinin gücü ve etkinliği ile orantılı olacaktır. İlk sırayı her zaman olduğu gibi tekelci sermaye kaptı. Kapitalizmin işleyişinde sermayenin belirleyiciliğini tartışacak değilim. Buna karşılık emek ve ezilenler tarafının bu kadar geri olması kabul edilebilir bir durum değildir. Bunu yaparken SENDİKALARIN-MESLEK ÖRGÜTLERİNİN-SOL PARTİ ve ÖRGÜTLERİNİN durumunu detaylı tartışmak bu yazının çapını aşar. Genel tanımla solun ve kendini solda ifade edenlerin durumuna bakmak gerekiyor. Solun ağırlıklı bir kesimini,genelde orta sınıf olarak tanımlanabilecek yaşam tarzlarından vazgeçmeyen, sol söylemi Entelektüel tatmin aracı olarak kullananlar oluşturmaktadır. Sonuç böyle olunca kitle örgütlenmelerinin durumunu yorumlamak kolaylaşmaktadır. İsimleri büyük fakat kapsadıkları alan ve yaptırım güçleri çok zayıf. Bunun doğal sonucu da çok fazla ciddiye alınmama.

Doğal olarak çözüm nedir sorusuna geliyoruz. Bunu görmek için kahin olmaya gerek yok. Tarihsel süreçlere bakmak yeterli; Dinamizminden dolayı GENÇLİK-sınıfsal konumundan dolayı İŞÇİ SINIFI. Buna işsizleri ve diğer ezilenleri de ekleyebiliriz. Genel yönelimi ve çalışma alanlarını bu kesimlere kaydırmadığımız sürece fiziki güç olma şansımız yoktur. Birbirleriyle didişen aydın kulübü pozisyonumuzu korumaya devam ederiz. Ayrıca çok doğru ve gerekli projeler üretsek bile (HAZİRAN HAREKETİ) başarılı olma şansı çok zayıftır. Çünkü belirli kesimlere dayanmayan bir hareketin belli bir aydın kesim sayesinde ayakta kalacağını düşünmek ham hayaldir.

 Sonuç olarak görüntü yaratmak değil de samimi anlamda bir şeyler yapılmak isteniyorsa Amerika' yı yeniden keşfe gerek yok, yol belli. Geriye niyet ve emek kalıyor.


                                  21 AĞUSTOS 2016 YAHYA TAŞDEMİR.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder