6 Ağustos 2016 Cumartesi

15 TEMMUZ

                                                         15 TEMMUZ

15 Temmuzda; iktidarı paylaşan islami refaranslı iki grubun arasında yaşanan ve sonuçları tüm ülkeyi ilgilendiren bir süreç yaşadık. Cemaat adı altındaki tarikat yapılarının kutsiyet zarıyla kaplanmış perdelerinin de yırtıldığını gördük. (Bu saptama daha çok kendini dindar gören kesimler için geçerlidir.) Kutsiyet perdesi yırtılınca içinden sistemin tüm pisliklerinin ortaya çıktığı, tümüyle Dünyevi çıkar çatışmalarının yaşandığı bir çadır tiyatrosuyla karşılaştık. Böyle bir sonucun toplumsal kesimler üzerinde uzun dönemli kalıcı etkilerinin olacağını düşünüyorum.

Cumhuriyet dönemi ile birlikte dinin devletleştirildiği bir dönem yaşadık. Süreç içinde din devlete hakim oldu. Bunun doğal sonucu din konusunda farklı yorumların devlet organları içinde çatışmasını getirdi. Günlük yönlendirme haber ve yorumlara çok fazla itibar etmemek gerekiyor. Bazı yatırımlar ve yönelimler kendi doğal sonuçlarını getirir. 12 Eylül askeri diktatörlüğü itaatkar ve dindar toplum planladı ve sonuçlarını yaşıyoruz. Böyle bir sonuç sermaye için de bulunmaz bir nimetti. İtiraz etmeyen ve boğaz tokluğuna çalışan insanlar.  Emperyalizmin ılımlı islam teorisinin ülkemiz açısından sürdürülemez bir noktaya ulaşması nedeniyle önümüzdeki süreç farklı politikaların denendiği bir dönem olacaktır. Böyle bir sürecin belirleyicisi doğal olarak sermaye grupları arasındaki güç mücadelesi ve emperyalizm olacaktır. Avrasyacılık, körfez sermayesi ve klasik ABD-AB hattındaki manevralar. Hat değiştirmenin çok zor olduğu, sermaye olarak belirleyici ağırlığın ABD-AB olduğu gerçeği bize yönelimi göstermektedir. AKP nin arka planını Avrasyacı ve körfez sermayesi olsa da sonucun değişmeyeceği kanısındayım. Çok fazla zorlayıcı olmaya kalkarlarsa AKP dışı hükümet alternatifleri aranacaktır. Buna AKP nin en zayıf ve sancılı dönemini yaşadığını da göz önüne alırsak, çok fazla hareket olanağına sahip olmadığını görürüz.

Yaşadığımız süreçler dini kesimler için de sorgulamayı arttıracaktır. Kolay itaat edenlerin yerini soru soranlar alacaktır. Bu kesimler için gerileme ve dağılma dönemi yaşanacaktır. Böyle bir sonuç farklı düşünsel akımların daha etkin olduğu bir dönemi de beraberinde getirebilir. İlk dönemde laiklik tartışmaları belirleyici olsa da zamanla farklı sınıf ve tabakaların düşünsel akımları yerini alacaktır. Bunu engellemek için düzeninin hakimleri toplumu bloke etme yolunu tercih edeceklerdir. Siyasi islamın yerine günümüze uyarlanmış Kemalizm soslu yeni neo liberal politikaların ön belirtilerini görebiliyoruz. Doğaldır ki bu onların problemidir ve kendi sınıfsal çıkarlarına göre çözümler arayacaklardır. Burada sorun olan emekten ve ezilenlerden yana hangi yanıtların üretileceğidir.

12 Eylül darbesi sonrası sol ve emek hareketleri ciddi bir varlık gösteremediler. (Gezi isyanını bu tartışmanın içine sokmuyorum.) Bu konuda toplum bilimcilerin çok sözü olabilir, bu ayrı bir tartışma konusu. Bizim için şu an için önemli olan önümüzdeki sürece nasıl müdahale edeceğimiz ve hangi çözümleri önereceğimiz. Genel tanımlar ve temenniler işin çözümü olamaz. Ciddi anlamda ülke ve dünya değerlendirmelerine ve çözüm önerilerine gereksinim var. Önümüzde ekonomik ve politik dalgalanmalarının yaşanacağı bir dönemde ürettiklerimiz ve yapabildiklerimiz kadar var olacağız. Geleneğimiz ve kültürümüz buna uygundur. Önemli olan yapma isteği ve risk alma kararlılığıdır. Olayların ve gelişmelerin peşinden sürüklenen değil, yön veren olmalıyız. Bunun yolu da politik öngörü ve örgütlü yapıdan geçer. Başarmalıyız-başarmak zorundayız.


                                      05-08-2016 YAHYA TAŞDEMİR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder