24 HAZİRAN 2018
24 Haziranda;
senaryosu ve kurgusu sermaye tarafından hazırlanan, rolleri çok
iyi dağıtılan ve oyuncuların rol yeteneklerinin de üstün olduğu
bir süreç yaşandı. Sonuçtan bütün partiler
memnundur-başarılıdır ve verilen görevi hakkıyla yerine
getirmenin gururunu taşımaktadırlar. Gelinen noktada sistem
değişmiştir. Denetimsiz tek adam yönetimlerinin literatürde çok
fazla karşılığı olsa da günümüzdeki gerçek tanımı
FAŞİZMDİR. “Eski tanımlama ile AÇIK FAŞİZM".
Burjuvazinin
devrimci barutunu 1789 Fransa devrimi ile tükettiği bir gerçektir.
200 küsur yıl sonra günümüz burjuvazisinden LAİKLİK-DEMOKRASİ
ummak olsa olsa acizliğin ifadesidir. Fransız burjuva devriminden
bu yana demokrasinin terazisi sürekli olarak işçi sınıfı ve
diğer emekçiler tarafından dengelenmiştir. Denge kurulamadığı
zamanlar ise gerici baskıcı dönemler veya faşizm yaşanmıştır.
Almanya ve İtalya'da yaşanan FAŞİZM dönemleri tipik örneklerdir.
Faşizmin gelişleri incelendiğinde emek hareketleri ve onların
siyasi temsilcilerinin bariz öngörüsüzlükleri ve pratik
süreçteki becerisizlikleri belirleyicidir. Doğaldır ki bu
süreçlerin faturası çok ağır olmuştur. Ülkemizi de
zor koşullar beklemektedir. Demokrasi mücadelesinin alanları daha
fazla daraltılıp, ekonomik taleplerin karşılanmadığı ve
ısrarcı direnişlerin üzerine yalan propaganda ve zor araçları
ile gidileceği kesindir. Bütün bunlara beklenen ekonomik kriz ve
olası sıkıntıları da eklersek, neler ile karşılaşılacağı daha
açık görülür. Burada belirleyici olan yeni sistemin tanımını
doğru yapmak ve tanımın içeriğine göre konumlanmaktır. Karşı
mücadeleyi göze alamayanlar kendilerine yeni tanımlar bularak
sistemle iyi geçinmenin yollarını arayacaklardır.
MONTHLY REVİEV
Dergisinin 2017/4 sayısında yayınlanan yaşanan sosyalizm
deneylerinin değerlendirmesine yönelik yazılardan günümüz
pratiğine de ışık tutacağını düşünerek yer verelim. Kritik soru
şudur: Komünist parti iktidarları altında devlet işçi sınıfı
iktidarlarına ne derece dönüşmüştür. Farklı bir ifadeyle,
reel sosyalizmler, işçi sınıfı demokrasisini ne derece hayata
geçirmiştir? Dahası, reel sosyalizmin çökmesine,son bulmasına
yol açan ana etken de, bence, işçi sınıfı demokrasi alanlarının
önce aşınması, giderek tarihe karışması; bu rejimlerin, içe
kapalı parti bürokrasilerine dönüşmesi olmuştur. s.28. K.
Boratav. Demek ki,
çıkarılacak en önemli ders; Devrimciler örgütü olarak partinin
her adımını birleşik halk muhalefeti hareketi ve mücadelesi
boyunca, halkın meclisleşmesi (Sovyetleşmesi) yönünde adım atmaktan
vaz geçmemesidir. “Bütün iktidar Sovyetlere” diyebilmek için
devrimci mücadelenin her aşamasında ve her alanda “ söz yetki
karar, iktidar halka ve halkta” diyerek yürümektir. M. Pekdemir.
s.112.
Sovyetlerin
(konseylerin) anlık başarısı dışında egemenlik hiçbir zaman
proletarya tarafından kullanılmamıştı. Daha ziyade işçi
sınıfını hızlıca sanayileşmek adına hareketlendiren
entelektüeller tarafından kullanılmıştı. DİANA JOHNSTONE.
S.217.
Burada
belirleyici olan tabanın sürece sahip çıkması, sorgulama, hesap
sorma ve sorumluluk alma işlevidir. Aksi durumda işçi sınıfı ve
diğer emekçiler adına var olan politik yapılar her yaptıklarının
doğru olduğu yanılsaması ile nerede kalmıştık diyerek
yollarına devam ederler. Yakın döneme bakarsak 12 eylül
yenilgisi, reel sosyalizmin yıkılışı, 2009-2010 ekonomik krizi
ve dünyaya yansımaları, 2010 referandumu ve ülkemizin girdiği
süreç. Yaşanan bu tarihi süreç sorgulanıp politik sonuçlar
çıkarılabildi mi? Ülkemiz açısından 2010 referandum sonrası
ilan edilen 2023'ü görülebildi mi? Tüm bu ve benzeri sorulara emek
ve demokrasi mücadelesi adına hareket ettiğini düşünen siyasi
yapılar gerekli politik programları belirleyip, pratik mücadele
ile yanıt üretebildiler mi?
Soruları
çoğaltmak olanaklı yanıtları ise değil. Geçmiş sorgulanmadan
gelecek kurulamaz. Ülkemizde burjuva anlamda da olsa demokrasinin
yaşanmamış olması bu günün gerekçesi olamaz. Gelecekteki
tarihçiler ülkemiz emek ve demokrasi güçlerinin
başarısızlıklarını not edeceklerdir. Sonuçlarını bütün
toplumun yaşadığı süreçler muhatapları ile tartışılmak
zorunda. Ülke solu sıkıştığı dar bir alandan bir türlü
çıkamamakta. Çıkışın programlı bir çalışma ve sistemin
mağdurları ile buluşmaktan geçtiği sözel olarak kabul görse de
pratik çalışma yürütülememekte. Belirli bir sayıdaki aydın ve
gençlik ile sınırlanmış bir mücadeleden etkili bir sonuç
beklenemez. Böyle bir çalışmanın olmayışı beraberinde
cephesel çağrıları boşta bırakmakta, var olan yapıların küçük
burjuva ürkekliği içinde davranmasına ve içe kapanmasına neden
olmaktadır.
Çıkışsız
gibi gözüken somut durum kendi içinde çıkışı barındırmaktadır.
Devrimci bir bakış açısı, inandırıcı bir program ve özverili
kadrolar. İNANMAK ve İNANDIRMAK anahtar sözcüktür. Mağdurlarla
kendi alanlarında buluşma, kaynaşma ve birlikte mücadeleyi
sürdürme. Masa başında ittifak görüşmeleri ile oluşturulacak
birlikler ile alınacak yol yoktur. Tüm mücadele alanlarını ve
yöntemlerini terk etmeden, birleşik bir direniş mücadelesi
örgütlemek ve böyle bir mücadelenin üzerine BİRLEŞİK DİRENİŞ
CEPHESİ oluşturmak zorunluluktur. Birleşik cephe kitlelerin kendileri tarafından mücadele içinde yaratılan meclisler çerçevesinde oluşturulmalı ve genişletilmelidir. Kısa zamanda kolaycı çözümler
beklememek gerekir. Cumhurbaşkanlığı sistemi kendi aralarında
çelişkiler içerse de tüm sermaye gruplarının talebidir. Ayrıca
klasik devleti temsil eden TÜRK-İSLAM felsefesini de kapsayan bir
niteliktedir. Saray devletinin kutsandığı günler yaşanacaktır. Geri
çekilme ve yılgınlık ile, mücadeleyi yükseltme ve derinleştirme
birlikte oluşacaktır.
Devrimcilerin
varlık nedeni yılgınlığı ve geri çekilmeyi ret eder.
Ülkemizdeki sınıf-emek ve demokrasi mücadelesi bu güne kadar
zordu, bu zorluk bundan sonra da katlanarak sürecektir. Çok
seçenekli ve çok zor bir süreç yaşanacak. Fakat bilinen bir
gerçek 150 yıllık aydınlanma ve demokrasi mücadelesinin sarayın
KHK'ları ile sona ermesinin zor olduğudur. En basitinden en karmaşığına
kadar bütün mücadele yöntemlerini kapsayan BİRLEŞİK DİRENİŞ
MÜCADELESİ hızla örülmek zorundadır. Dönem küçük
hesaplar-hayır hah tavırlar-ortalama tutumlar belirleme dönemi
değildir. Gelişini engelleyemediğimiz yeni sistemin gidişini
sağlayabiliriz.
YAHYA TAŞDEMİR 13-08-2018