ÖNCÜ DALGALAR
Boğaziçi eylemlerinin bu kadar fazla etki yaratması ve beraberinde saray yönetimi tarafından ağır saldırılara uğramasının arka planında ne var? İktidarın muhalefet-muhalefetin iktidar rolü oynadığı bir sistemde öğrencilerin sürekli olarak uyarılması ve ailelerine çağrı yapılması neyin ifadesi? Bizim kuşağın çok yakından tanıdığı sıkıyönetim komutanlarının çağrıları kıvamında bildiriler ile ne anlatılmak isteniyor?
Emperyalizm-küreselleşme ve sınıf mücadelesi yazımda dünya genelinde yaşanan ekonomik kriz ve krizin yarattığı toplumsal etkilerinden söz etmiştim. Özellikle covit 19 baskılanmasının ve baskılarının ortadan kalktığı koşullarda genel olarak toplumsal hareketliliğin artabileceği öngörülmüştü. Bizim gibi krizin etkilerinin ve çelişkilerinin daha derin olduğu ülkelerde, kaçınılmaz olarak tepkilerin boyutu da artar. Sistem partilerinin tümünün korktuğu sınıfsal ve sosyal fay hatlarının harekete geçmesinin yaratacağı sonuçlardır. Burjuvazinin farklı kesimlerinin temsilcisi olan partilerin süreci destekler gibi gözüküp engellemeye çalışmasının arka planında yatan neden bu korkudur.
Günümüzde işsizlik ve yoksulluğun yanında, özellikle kapitalist sistemin orta direği ve destekçisi olan küçük esnaf ve diğer orta kesimlerin yaşadığı kriz yönetenler için tehlike sinyali anlamına gelmektedir. Yönetimlerin ve sistemlerin meşru kanallarının, doğal savunucularının ortadan kalkması varlıklarının sorgulanmasını getirir. Her ne kadar saray yönetimi göreceli önlemler alsa da, kaybı karşılamaya yeterli değildir. Gelişmiş merkez ülkelerin ekonomik birikimlerinin yarattığı olanaklar ile daha geniş önlemlere yönelseler de, bizim gibi borç yükü altında ezilen ülkelerin böyle bir olanağı yoktur. İşsizliğin-yoksulluğun ve sınıf çelişkilerinin arttığı koşullarda sınıfsal ve ekonomik istemler çerçevesinde büyük kitlesel dalgaların oluşması doğaldır. Belli alanlarda ve sınırlı bir çerçevede süren sınıfsal temelli hak mücadelelerin yarattığı etki küçümsenemez. Daha geniş ezilen halk kesimleri tarafından oluşacak toplumsal hareketliliğin sonuçlarını kestirmek zordur. Böyle bir hareketliliğin kendiliğinden bir süreç izlese bile nereye evrileceği önceden öngörülemez. Olası gelişmelere karşı düşünsel ve pratik olarak devrim ve demokrasi güçlerinin hazırlıklı olması kaçınılmaz görevleridir. Öğrenci eylemlerinin desteklenmesi ile görevler tamamlanmış olmaz.
Günümüzde, inanç, düşünce ve politik oluşumların eylemlerinin ritüele dönüştüğü gerçeği yaşanmaktadır. Ritüellerin yerine getirilmesi vicdani rahatlama yaratmakta ve beraberinde görevini yerine getirmenin huzuru yaşanmaktadır. Böyle bir tarzın toplumsal mücadeleyi kotarma görevini yerine getiremeyeceği açıktır. Özellikle büyük toplu hareketlilikler yaratıcılık ister. Yeniliklere açık olma, gelişmeleri görüp yorum yapabilme ve davranış biçimlerini uyarlama görevini zorunlu kılar. Böyle bir esneklik ve kapsayıcılık sağlanamadığı koşullarda kaçınılmaz olarak örgütlü mücadelenin yerini spontane süreçler alır. Spontane süreçleri yönlendirme veya yedekleme tavrının tutmadığı gezi eylemlerinde görüldü. Son on yıllarda yaşananlar yeterli deneyler biriktirdi. Önümüzdeki dönem örgütlü ilişkiler ile yürütülecek bir mücadeleyi zorlamaktadır. Örgütlü mücadelenin yolunun da sorunun muhatapları ile birlikte olmaktan, aynı havayı solumaktan ve birlikte dövüşmekten geçtiği bilinir. Politik yapıların veya dar ittifakların kendi alanları ile sınırlı destek açıklamalarının kendi çevrelerine seslenmenin dışında bir etkisi olmaz.
NE YAPILABİLİR
Sistemin onarımı ve sistem partilerinin (millet ittifakı vb) arayışı dışında bağımsız devrimci bir odak yaratılması isteniyor ise, koşullar uzun dönemdir hiç olmadığı kadar uygundur. Yapılması gereken; unutulan veya unutulması tercih edilen bazı sözcükleri anımsamak ve geçmişte biz bu işleri nasıl yapıyorduk diye biraz kafa yormak. Öncelikle STRATEJİ ve TAKTİK sözcüklerini anımsayıp genel mücadelenin amaçlarına hizmet eden güncel pratiklerin nasıl yerine getirileceğini anımsamak. Stratejik görev olarak önüne devrimi ve sosyalizmi koymak, güncel pratiklere belirlenen amaç üzerinden yüklenmektir. Böyle bir yükleniş sistem güçleri ile olan ilişkilerini koparırken, beraberinde yolda birlikte yürümek istediğin dostlarını da ortaya çıkarır. Ayrıca sistem ile mücadelede sistem içi araçların yanında sistem dışı araçların da zorunluluğu kendini dayatır. Stratejik bir yönelimden yola çıkılmayınca kaçınılmaz olarak günlük politik dalgalanmalarının içinde kulaç atılır. Niyetlerden bağımsız olarak günlük gelişmelere tepki vermek şeklindeki politik eylemlerin sisteme hizmet ve sistem partilerine yedeklenme dışında çok fazla etkisi olmaz.
Ülkemiz sol yapılarının güncel durumu güçlü toplumsal bir mücadele dalgasını kucaklayacak durumda değildir. "Su akar yolunu bulur" özdeyişinde olduğu gibi yeni süreç düşünsel ve pratik örgütlenmeler olarak yeni oluşumlara yol açacaktır. Doğaldır ki böyle bir sürecin iradi müdahaleyi gerektirdiği ve fikri hazırlık yapılmasının zorunlu olduğu gerçeğini de görmek gerekir. Dünya ve ülke devrimci mücadele deneyleri bize koşulların dayatması ile yeni süreçlere çözüm üreten politika ve politik örgütlenmeler oluştuğunu göstermiştir. Özellikle geçmiş süreçleri yaşamış kişilerde karamsarlık ve bir şeylerin değişmeyeceği düşüncesi ağırlıktadır. Böyle bir ruh hali kaçınılmaz olarak sistem içi arayışları güçlendirmektedir. Bilinen diğer bir olgu ise umut veren pratik süreçlerin yaşanması ile bireylerde ve toplumda oluşan çözümsüzlük havasının dağılacağı gerçeğidir. Önümüzdeki günlerde toplumsal mücadeledeki olası hareketlenmeler sisli havayı dağıtıp yeni ufuklara yelken açmanın koşullarını yaratacaktır. Belirleyici olan toplusal hareketliliklerden ürkmemek, yapılabildiği oranda mücadelenin içinde yerini almaktır.
YAHYA TAŞDEMİR 11-02-2021
Gayet olumlu bir değerlendirme.
YanıtlaSilGörebildiğim kadarı ile yorumlamaya çalıştım. Beğenilmiş olmasına sevindim.
YanıtlaSil