19 Eylül 2015 Cumartesi

ÜLKEDE SON DURUM

                                          ÜLKEDE SON DURUM


Ülkenin doğusunda; iç savaşı andıran çatışmalar, toplu öldürmeler ve katliam görüntüleri, batısında ise tek merkezden yönetildiği anlaşılan ırkçı-faşist linç gruplarının sokağı teslim alma eylemleri. Bir de bunlara iktidar güdümlü sözüm ona STK ların BAYRAĞINI AL DA GEL mitingi. Ülkenin kuş bakışı görüntüsü.

Böyle bir resmi sol ve emekten yana olanların kendi öznel durumları ve politik bakışlarına göre farklı yorumlamaları doğaldır. Kimisi seçimin tek çözüm olduğunu, kimisi seçimlerin kendilerini ilgilendirmediğini, konuyu devrime havale ettiğini, kimisi ise kendi öz gücüne güvenmeyip, bir güçlüye yaslanmayı tercih ediyor olabilir vs. Her grup, parti veya siyası oluşumun kendi tabanını ikna edecek gerekçeleri de hazırdır. Kısacası her kesimin kendine özel masalları. Çocukluk döneminde anlatılan masalların insan ruhunda hoş bir tat bıraktığı doğrudur. Fakat sokağa çıktığımızda yaşamın gerçekliğinin masala uymadığını çocuk aklımızla hemen fark ederiz. Günümüz Türkiye'sinin de anlatılan masallara uymadığı ortada. Süreç okunamıyor olabilir, okunup, ne yapılabileceği kararsızlığı yaşanabilir veya risk almaktan çekiniyor olabilir.

Zamanın sıkıyönetim mahkemelerinde ÖRGÜTLENEMEDİK-YAPAMADIK demek sözcük olarak kolay, fakat bu kamburu ömür boyu sırtında taşıyan hareketin binlerce militanı için hiç kolay değil. Tarih bize kendi istediğimiz koşullarda mücadele olanakları sunmaz. Biz var olan koşullara göre mücadeleyi yürütürüz. Niyetim buradan geçmiş değerlendirmelerine girmek değildir. Önemli olan tarihsel deneylerden ders çıkarmaktır. 1980 öncesi iç savaşa gidiş ve darbe olasılığını tespiti yapmamıza karşın, darbeyi karşılayacak örgütlenme araç ve yöntemlerini geliştiremediğimiz için bilinen sonucu yaşadık.

Günümüze gelirsek; AKP' nin devletleştiği tespitini yapıp, beraberinde bu partinin DİNCİ-MEZHEPÇİ bir faşist parti olduğunu söylersek, bu durum soldan,emekten,barış ve demokrasi güçlerinden yana olanlara bazı görevler yüklemez mi? Ayrıca 7-8 eylül saray güdümlü göz dağı verme ve sokağı teslim alma eylemleri karşısında tavırsız mı kalmalıydık? Önümüzdeki dönemde tekrar olasılığı çok yüksek olan dinci,ırkçı linç gruplarının karşısında ne yapacağız? Bu eylemler karşısında Ülkenin batı yakasında çok özel birkaç bölgenin dışında karşı çıkan olmamıştır. Böyle bir sonucu kabullenip seyirci mi kalacağız? Seyirci kalmayacak isek karşı çıkış araçlarını nasıl oluşturacağız. Bunu söylerken bugün var olan örgütlenme yapılarının sürece yanıt veremeyeceği ön kabulünden hareket ediyorum. Hiç bir şey yapılmadı demiyorum.Yapılanların yaşananlar karşısında bir şey ifade etmediğini belirtmek istiyorum. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de tarih bizi sınıf, emek, demokrasi ve barış mücadelesi açısından yapabildiklerimizle yargılayacaktır.
Bu kadar söze ne gerek var diye düşünebilirsiniz. Belki okuyup değerlendirenler olur diye...

                                    18-09-2015 YAHYA TAŞDEMİR.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder