11 Aralık 2017 Pazartesi

HALK MECLİSLERİ

                                          HALK MECLİSLERİ


                              HALKIN İKTİDAR ORGANLARI

Halkın yönetime doğrudan katılımı, karar alma süreçlerinde ve uygulama evresinde bulunması, doğrudan demokrasinin işlediği deneyler, insanlık için sürekli ilgi odağı olmuştur. Yakın tarihimiz açısından bakarsak; Paris komünü – Sovyetler – Alman fabrika komiteleri – İtalya'da işçi konseyleri - İspanya iç savaşında işçi- köylü örgütleri - ülkemiz açısından Direniş komitesi örneği...

Yaşanan deneylere baktığımızda; sınıfsal ve düşünsel olarak farklı bileşenleri ortak davranışa sürükleyen dış etkenleri dikkate almak gerekir. Ülkelere göre KRİZ-DEVRİMCİ DURUM-İÇ SAVAŞ ve FAŞİZM gibi olağan olmayan koşulların yaşandığı süreçler. Ortak düşmana karşı, ortak davranma isteği. PM'nin çağrısı daha çok AKP yönetiminden kurtulmak şeklinde somut bir hedef olsa da, yeni sömürgecilik ilişkileri ve sömürge tipi faşizm olarak tanımlanan baskıcı yönetimin sürekli hale geldiği yönetimler, cephesel örgütlenmeler için her zaman zorlayıcı etkendir. Burada belirleyici olan böyle bir oluşumu oluşturacak güçlerin örgütlülük seviyesi ve sınıfsal kesimler içindeki politik karşılığıdır.

Cephesel örgütlenmelerin yapısı gereği kendi içerisinde sürekli olarak politik farklılıkları ve rekabeti içerir. Politik ve pratik olarak doğru önermeleri yapanlar süreci yönlendirir. Örgütlenmenin oluşturulması bir aşama olduğu gibi, sürecin yönlendirilmesi de başlı başına önemlidir. Organın kendisine varlığının ötesinde anlamlar yükleyip sonuç beklemek, düş kırıklıklarına hazır olmayı getirir. Sözcüklerin sihrinden çok içerik önemlidir. İçeriği dolduracak düşünsel politikan ve bu politikayı sürükleyecek örgütsel yapın yoksa, birlik çağrıları kulağa hoş gelen bir sözcükten öte bir anlam taşımaz. Örgütsel ve kitlesel karşılığı olmayan kesimlerin gireceği cephesel örgütlenme ilişkileri niyetlerin dışında kaçınılmaz olarak yedeklenmeyi getirir. Yakın geçmiş bize bu konuda yeterli örnekleri sunar. Bağımsız devrimci bir çizgi oluşturup bunun toplumsal sınıflarda düşük düzeyde de olsa karşılığını bulmadan gidilecek bu tarz örgütlenmelerin başkalarının değirmenine su taşıyacağa bilinmelidir. Burjuva akımların birinin peşine takılınır. Sahte çözümler hiç bitmez; Özal gider Demirel gelir, Demirel gider Erdoğan gelir...

2013 Haziran isyanı sonrası halk meclisleri konuşulmaya başlandı. 2-3 Aralık parti meclisi sonuç metninde örgütlenme çağrısına dönüştü. Daha önce de ODTÜ Vişnelik tesislerinde yapılan görüşmeler ile haziran hareketi oluşumuna gidildi. Tüm bu çabalar olumlu ve değerlidir. Fakat bunun toplumsal karşılığı pek fazla olmadığı gibi, daha çok birbirine yakın grupların yan yana duruşu gibi bir sonuç üretti. Böyle bir sonuçtan hareketle PM' nin çağrısı anlamlıdır ve yerindedir. Çağrıda üretim alanları atlanmış, yaşam ve eğitim alanları dikkate alınmıştır. Bunu bir kalem hatası olarak kabul etsek te, ÖDP ve işçi sınıfı ilişkisini yansıttığı bir gerçektir.

İŞÇİ MECLİSLERİ – MAHALLE MECLİSLERİ – OKUL MECLİSLERİ ve gereksinim duyulan tüm alanlarda meclisleşme kaçınılmazdır. Bunun yolu da tek başına siyasi yapılar ile yapılan uzlaşmalardan geçmez. Bütün bu alanlarda örgütlenmeyi yürütebilecek örgütsel bir yapıyı ve programatik bir çalışmayı içerir. Kısacası ilmek ilmek işlemeyi gerektirir. Direniş komitesi örgütlenmesinde bulunanların yakından bildiği gibi, işin teorisi pratikten sonra gelmişti. Halk meclisleri çağrısını yapanların da tüm bunları gören bir yerden hareket ettiği düşünülür. PM'nin sonuç metnindeki çağrı kongreye giderken bir ajitasyon sözcüğü olarak kullanılmayıp, bir projeyi yaşama geçirmek ise çok doğru bir önermedir. Böyle bir önerme beraberinde ciddi görev ve sorumlulukları da kapsar. Başarılabilir ise seksen sonrası bir türlü aşılamayan solun MAKUS TALİHİ de aşılmış olur.


                              YAHYA TAŞDEMİR. 11-12-2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder