17 Temmuz 2018 Salı

24 HAZİRAN 2018

                                                24 HAZİRAN 2018

24 Haziranda; senaryosu ve kurgusu sermaye tarafından hazırlanan, rolleri çok iyi dağıtılan ve oyuncuların rol yeteneklerinin de üstün olduğu bir süreç yaşandı. Sonuçtan bütün partiler memnundur-başarılıdır ve verilen görevi hakkıyla yerine getirmenin gururunu taşımaktadırlar. Gelinen noktada sistem değişmiştir. Denetimsiz tek adam yönetimlerinin literatürde çok fazla karşılığı olsa da günümüzdeki gerçek tanımı FAŞİZMDİR. “Eski tanımlama ile AÇIK FAŞİZM".

Burjuvazinin devrimci barutunu 1789 Fransa devrimi ile tükettiği bir gerçektir. 200 küsur yıl sonra günümüz burjuvazisinden LAİKLİK-DEMOKRASİ ummak olsa olsa acizliğin ifadesidir. Fransız burjuva devriminden bu yana demokrasinin terazisi sürekli olarak işçi sınıfı ve diğer emekçiler tarafından dengelenmiştir. Denge kurulamadığı zamanlar ise gerici baskıcı dönemler veya faşizm yaşanmıştır. Almanya ve İtalya'da yaşanan FAŞİZM dönemleri tipik örneklerdir. Faşizmin gelişleri incelendiğinde emek hareketleri ve onların siyasi temsilcilerinin bariz öngörüsüzlükleri ve pratik süreçteki becerisizlikleri belirleyicidir. Doğaldır ki bu süreçlerin faturası çok ağır olmuştur. Ülkemizi de zor koşullar beklemektedir. Demokrasi mücadelesinin alanları daha fazla daraltılıp, ekonomik taleplerin karşılanmadığı ve ısrarcı direnişlerin üzerine yalan propaganda ve zor araçları ile gidileceği kesindir. Bütün bunlara beklenen ekonomik kriz ve olası sıkıntıları da eklersek, neler ile karşılaşılacağı daha açık görülür. Burada belirleyici olan yeni sistemin tanımını doğru yapmak ve tanımın içeriğine göre konumlanmaktır. Karşı mücadeleyi göze alamayanlar kendilerine yeni tanımlar bularak sistemle iyi geçinmenin yollarını arayacaklardır.

MONTHLY REVİEV Dergisinin 2017/4 sayısında yayınlanan yaşanan sosyalizm deneylerinin değerlendirmesine yönelik yazılardan günümüz pratiğine de ışık tutacağını düşünerek yer verelim. Kritik soru şudur: Komünist parti iktidarları altında devlet işçi sınıfı iktidarlarına ne derece dönüşmüştür. Farklı bir ifadeyle, reel sosyalizmler, işçi sınıfı demokrasisini ne derece hayata geçirmiştir? Dahası, reel sosyalizmin çökmesine,son bulmasına yol açan ana etken de, bence, işçi sınıfı demokrasi alanlarının önce aşınması, giderek tarihe karışması; bu rejimlerin, içe kapalı parti bürokrasilerine dönüşmesi olmuştur. s.28. K. Boratav. Demek ki, çıkarılacak en önemli ders; Devrimciler örgütü olarak partinin her adımını birleşik halk muhalefeti hareketi ve mücadelesi boyunca, halkın meclisleşmesi (Sovyetleşmesi) yönünde adım atmaktan vaz geçmemesidir. “Bütün iktidar Sovyetlere” diyebilmek için devrimci mücadelenin her aşamasında ve her alanda “ söz yetki karar, iktidar halka ve halkta” diyerek yürümektir. M. Pekdemir. s.112.

Sovyetlerin (konseylerin) anlık başarısı dışında egemenlik hiçbir zaman proletarya tarafından kullanılmamıştı. Daha ziyade işçi sınıfını hızlıca sanayileşmek adına hareketlendiren entelektüeller tarafından kullanılmıştı. DİANA JOHNSTONE. S.217.
Burada belirleyici olan tabanın sürece sahip çıkması, sorgulama, hesap sorma ve sorumluluk alma işlevidir. Aksi durumda işçi sınıfı ve diğer emekçiler adına var olan politik yapılar her yaptıklarının doğru olduğu yanılsaması ile nerede kalmıştık diyerek yollarına devam ederler. Yakın döneme bakarsak 12 eylül yenilgisi, reel sosyalizmin yıkılışı, 2009-2010 ekonomik krizi ve dünyaya yansımaları, 2010 referandumu ve ülkemizin girdiği süreç. Yaşanan bu tarihi süreç sorgulanıp politik sonuçlar çıkarılabildi mi? Ülkemiz açısından 2010 referandum sonrası ilan edilen 2023'ü görülebildi mi? Tüm bu ve benzeri sorulara emek ve demokrasi mücadelesi adına hareket ettiğini düşünen siyasi yapılar gerekli politik programları belirleyip, pratik mücadele ile yanıt üretebildiler mi?

Soruları çoğaltmak olanaklı yanıtları ise değil. Geçmiş sorgulanmadan gelecek kurulamaz. Ülkemizde burjuva anlamda da olsa demokrasinin yaşanmamış olması bu günün gerekçesi olamaz. Gelecekteki tarihçiler ülkemiz emek ve demokrasi güçlerinin başarısızlıklarını not edeceklerdir. Sonuçlarını bütün toplumun yaşadığı süreçler muhatapları ile tartışılmak zorunda. Ülke solu sıkıştığı dar bir alandan bir türlü çıkamamakta. Çıkışın programlı bir çalışma ve sistemin mağdurları ile buluşmaktan geçtiği sözel olarak kabul görse de pratik çalışma yürütülememekte. Belirli bir sayıdaki aydın ve gençlik ile sınırlanmış bir mücadeleden etkili bir sonuç beklenemez. Böyle bir çalışmanın olmayışı beraberinde cephesel çağrıları boşta bırakmakta, var olan yapıların küçük burjuva ürkekliği içinde davranmasına ve içe kapanmasına neden olmaktadır.

Çıkışsız gibi gözüken somut durum kendi içinde çıkışı barındırmaktadır. Devrimci bir bakış açısı, inandırıcı bir program ve özverili kadrolar. İNANMAK ve İNANDIRMAK anahtar sözcüktür. Mağdurlarla kendi alanlarında buluşma, kaynaşma ve birlikte mücadeleyi sürdürme. Masa başında ittifak görüşmeleri ile oluşturulacak birlikler ile alınacak yol yoktur. Tüm mücadele alanlarını ve yöntemlerini terk etmeden, birleşik bir direniş mücadelesi örgütlemek ve böyle bir mücadelenin üzerine BİRLEŞİK DİRENİŞ CEPHESİ oluşturmak zorunluluktur. Birleşik cephe kitlelerin kendileri tarafından mücadele içinde yaratılan meclisler çerçevesinde oluşturulmalı ve genişletilmelidir. Kısa zamanda kolaycı çözümler beklememek gerekir. Cumhurbaşkanlığı sistemi kendi aralarında çelişkiler içerse de tüm sermaye gruplarının talebidir. Ayrıca klasik devleti temsil eden TÜRK-İSLAM felsefesini de kapsayan bir niteliktedir. Saray devletinin kutsandığı günler yaşanacaktır. Geri çekilme ve yılgınlık ile, mücadeleyi yükseltme ve derinleştirme birlikte oluşacaktır.

Devrimcilerin varlık nedeni yılgınlığı ve geri çekilmeyi ret eder. Ülkemizdeki sınıf-emek ve demokrasi mücadelesi bu güne kadar zordu, bu zorluk bundan sonra da katlanarak sürecektir. Çok seçenekli ve çok zor bir süreç yaşanacak. Fakat bilinen bir gerçek 150 yıllık aydınlanma ve demokrasi mücadelesinin sarayın KHK'ları ile sona ermesinin zor olduğudur. En basitinden en karmaşığına kadar bütün mücadele yöntemlerini kapsayan BİRLEŞİK DİRENİŞ MÜCADELESİ hızla örülmek zorundadır. Dönem küçük hesaplar-hayır hah tavırlar-ortalama tutumlar belirleme dönemi değildir. Gelişini engelleyemediğimiz yeni sistemin gidişini sağlayabiliriz.

                             YAHYA TAŞDEMİR 13-08-2018


















1 yorum:

  1. Teşekkürler Yahya Öğretmenim, bu arada blog harika, yüreğine kalemine sağlık

    YanıtlaSil