4 Eylül 2016 Pazar

MİLLİ MUTABAKAT-2-

                                         MİLLİ MUTABAKAT 2 

YENİKAPI gösterisi ile kamuoyuna sunulan milli mutabakat, yargı temsilcilerinin Saray buluşması ile sonlanmış gözüküyor. Özellikle liberal aydınlar için ifade edilen KULLANIŞLI APTALLIK sözcüğü bazı kurumsal yapılar için de geçerliliğini koruyor.

15 Temmuz darbe girişiminin arka planı henüz çözümlenmiş değil. Umalım ki yargı süreçlerinde daha sağlıklı bilgilere ulaşılsın. Sonuç olarak yaratılmış olan yönetememe krizi veya krizin fırsata çevrilebilmesi için AKP-Saray koltuk değneklerine gereksinim duydu. Bu konuda çok fazla zorlandıkları söylenemez. Emre amade kurumları hazır bekliyorlardı ve yerlerini aldılar. Böyle bir sonuç kendi içindeki durumdan emin olamayan, bürokrasi hakimiyetini kaybetmiş AKP' yi rahatlattı. Ayrıca görünen o ki muhataplarına verilmiş bir taviz de yok. Öyleyse kaldıkları yerden yollarına devam edebilirlerdi. Bir de buna en güçlü iktidar ortaklarından birinin tasfiyesini eklersek gerçekten krizin fırsata çevrildiği bir süreç yaşıyoruz.

Krizlerin fırsata çevrilmesini ülkemizde en iyi başaranlar sermaye grupları olmuştur. 12 Mart 1971 sürecinde bizim oligarşi olarak tanımladığımız zorunlu ittifak içinde büyük çatışmalar yaşanmış, sonuçta tekelci sermaye grubu diğerlerine karşı ( toprak ağaları- ticaret burjuvazisi) gücünü artırmıştır. 12 Eylül 1980 de ise TİSK Başkanı Halit Narin'in değimi ile biraz da kendileri güleceklerdi. Gerçekten de çok güldüler. Başta işçi ve emekçiler olmak üzere bütün sınıf ve tabakalardan çok güçlü bir sermaye aktarımı yaşandı. 12 Eylül faşizmi, tüm mücadele örgütlerini ezerek sermayeye olan görevini yerine getirmişti. Günümüze gelince 30 Ağustos tarihli Hayri hocanın Birgün ' deki yazısında belirttiği gibi gülmekle yetinmiyorlar kahkaha dönemine geçtiler. Sermaye aktarımının Anadolu Aslanları ile sınırlı olacağını düşünürsek yanılırız. İşçi ve emekçilerin kazanılmış haklarının gasp edilmesi olabileceği gibi, günlük hak kayıplarının da ciddi boyutlara ulaşacağını görmeliyiz. Aksi halde kahkahada eksiklik yaşanır.

Haziran Hareketinin emeğin kayıpları karşısındaki tavrı olumlu bir yaklaşımdır. Her alanda (emek-demokrasi-laiklik) yaşanan kayıplara karşı durmak ve mücadele etmek zorunlu bir görevdir. İşçi sınıfının Osmanlı'dan günümüze mücadele tarihine baktığımızda politik düşünce ve örgütlenmelere biraz mesafeli davrandığını görebiliriz. Bunda özellikle işçi önderlerinin sürekli olarak komünistlikle suçlanıp hapse atılması, eziyet görmeleri etkili olmuştur. Günümüzde ise karşımıza çıkan devasa sendikal bürokrasinin iktidar ilişkileri, gelişecek mücadelelerin önünde en büyük engeldir. Yine tarihe baktığımızda emek mücadelesi ile politik mücadelenin buluştuğu zeminlerde (1960 sonrası- 15-16 Haziran- 1980 öncesi) başarılı olunmuştur. Bunun günümüz için anlamı Haziran Hareketinin sahada gerçek sahipler ile buluşma çalışmasıdır. Bu konuda daha farklı bir örnek oluşturan YERALTI MADEN-İŞ- BİRLEŞİK METAL-İŞ örgütlenmesidir. En mükemmel metinler bile muhataplarıyla buluşmadığı sürece hiç bir şey ifade etmez. Sınıf hareketi ile politik alanın buluşması; bazen TİP'te olduğu gibi işçi önderlerinin politik alana, bazen de (1980 öncesinde) politik oluşumların sınıf hareketine yönelmesi şeklinde olmuştur. Günümüzde bu ikili süreç birlikte yürüyebilir. Yeter ki bu konuda samimi bir çaba olsun. Dışarıdan seslenme mantığından kurtulduğumuz oranda yol alırız. Bunun için de özellikle belli alanlarda uzmanlaşmış örgütlenme çalışmalarına gereksinim olduğu gözden kaçmamalıdır.

Bu gün bize MİLLİ MUTABAKAT diye dayatılan en üst sermaye grubunun istemleridir. Sermayenin istemleri doğal olarak emeğin kaybıdır. Bu nedenle hamaset nutuklarını bir kenara bırakıp işimize bakmalıyız. Yapmamız gereken AKP-SARAY yönetimine, sermaye taleplerine karşı emeğin ve ezilenlerin mücadelesini örgütlemektir. Çok fazla demokrasiden söz eden dostlarımıza da gerçek demokrasinin sınıf mücadeleleri sonucu ulaşılan sözleşme olduğunu göstermektir. Bedeli ödenmeden kazanılmış hakkın savunucuları olmayacağı için hak olma özelliğini koruyamaz.

                                                     YAHYA TAŞDEMİR

                                                               04-09-2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder