24 Mayıs 2017 Çarşamba

HANGİ CUMHURİYET..........!

                                     HANGİ CUMHURİYET .......!

 Cumhuriyet; Tarihin bir kesitinde hakim sınıf ilişkilerinin dilinin belirlediği bir tanımdır. Antik Yunan'dan Roma'ya kadar uzanan ve tarihsel süreçler içinde değişen sınıf oluşumlarına göre tanımlama da farklılaşmıştır. Salt demokrasi tanımlaması yapılamayacağı gibi, salt Cumhuriyet tanımlaması da yapılamaz. Belirleyici olanın sınıf ilişki ve çatışmaların yansıması bir tanımlamanın kaçınılmazlığıdır.

Ülkemiz açısından bakacak olursak; Osmanlı'nın yıkılması ve devamında kurulan TC'nin ilk döneminde pozivitizm etkisindeki sivil-asker bürokrasi cumhuriyeti. Tek parti dönemi ve takrir-i sükun cumhuriyeti. Yerli burjuvazinin yaratılmasına paralel olarak gelişen (1946 sonrası) çok partili dönem ve DEMOKRAT PARTİ Cumhuriyeti. 1960 Darbesi ve devamında hakim sınıf ittifaklarına göre tanım değiştirerek günümüzde tek parti ve tek adam yönetimine doğru giden cumhuriyet. Yaşanan tüm bu süreçlerde ezilenlere kendiliğinden sunulan herhangi bir şey yok. Kazanılmış haklar büyük bedeller ödenerek elde edilmiştir. Doğal olarak örnek alınacak bir cumhuriyet yok.

Son zamanlarda bir cumhuriyet güzellemesidir gidiyor. Cumhuriyet-cumhuriyetçilik tartışmaları tüm çelişkilerin gizlendiği bir örtü rolü görüyor. Bazı aydınlarımız daha da ileri giderek sınıf mücadelelerinin ertelenerek cumhuriyete yoğunlaşılması-sosyal demokrat iddialardan vaz geçerek cumhuriyet savunulması vs. Akıl tutulması denen şey bu olsa gerek. Anlatılmak istenen kazanılmış hakların savunulması ise bunun neresi sınıfsal çelişkilerin dışında. Konuya yalnız seküler yaşam ve modernizm açısından bakarsak toplumdaki karşılığının sınırları bellidir. Cumhuriyetin kazanımları salt bir yaşam tarzına indirgenirse bu alanda ciddi direnme odaklarının oluşması çok zordur.

Emperyalist-Kapitalist Dünyanın geldiği son nokta kazanılmış hakların geri alınma mücadelesinin verildiği ve beraberinde toplumun gericileştirildiği ve dinselleştirildiği bir evredir. Burada yapılması gerekenin geçmiş cumhuriyet uygulamalarına öykünüp, sınıf kavgalarının dışında ve üstünde çözümler aramak değildir. Yapılması gereken emperyalist-kapitalist sistemin değerleri ile sınıf savaşımı temelinde mücadele etmektir. Ülkemizde uygulamaya konulan gücün ve iktidarın tek elde toplandığı (açık faşizm) yönetim tarzı emperyalizmin genel eğilimini yansıttığı gibi, yerli sermaye güçlerinin de bir talebidir. Aydın kolaycılığına kaçmadan gelinen noktanın sınıf çıkarları temelinde olduğunu görerek hareket etmek gerekir.

Reel sosyalizmin yıkılışı sonrası Dünyada ve ülkemizde gelecek tasarımlarından vazgeçme veya esnetme yoluyla kendi sağındaki tabana yaslanma şeklinde bir çizgi izlenmektedir. Böyle bir tutum kendilerine taban kazandırmadığı gibi genel olarak toplumun daha fazla sağa kayışını getirmiştir. Böylece emperyalizmin sağcılaştırma politikalarına dolaylı olarak hizmet sunulmuştur. Yaşanan deneylerin kaçınılmaz sonucu emek hareketinin kendi taleplerine geri dönmesi ve mücadeleyi buradan kurgulamasıdır.

Bireysel özgürlükler, seküler yaşam korunması gereken kazanımlardır. Yalnız bunları korumak için bile ciddi karşı örgütlenme zorunludur. Karşı örgütlenmenin kalıcılığı ve direnme kapasitesi onun sınıfsal oluşumuyla orantılıdır. Bilinen bir gerçek olarak kaybedecek çok şeyi olanların ciddi bir direnişe girmeleri zordur. Durumun böyle olması kolaycı çözümleri de dıştalar. Kolaycı bir yaklaşımın sonucu CHP liderinin 16 nisan akşamı açıklamalarıdır. Önümüzdeki dönem UYUM yasaları ile birlikte baskı koşullarının da artacağını düşünürsek gündüz düşünden uyanmamız gerekiyor.

Cumhuriyet ezilenler için bir şey ifade ettiği kadar sahiplenilir. Boş güzellemeler ve istemler olsa olsa orta kesim aydınlarda karşılığını bulur. Yapılması gereken sınıfsal, alan mücadelesi ve Kürt ulusunun kimlik talepleri mücadelesinin ortaklaştığı bir karşı bariyer oluşturmaktır. Her kesimin taleplerini ifade ettiği birleşik bir direniş hattı. Kısacası tamamlanamamış demokratik devrimi tamamlamak. Bunu başardığımız oranda demokratik kurum ve işleyişleri geliştirebiliriz.


                                  24-05-2017 YAHYA TAŞDEMİR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder